Translate

15 Eylül 2019 Pazar

Hoş Geldin


Hoş geldin! O bu bloğa yeni taşındı. Burası diğerine göre daha oturaklı bir yermiş diyor. Hem eskisinin çoğu şeyi gizlenmişti. Bilirsin işte geçmişiyle yüzleşemeyen bir insanın bloğuydu. Bu ise biraz daha farklı, daha orijinal ve söylemem gerek ki daha saydam. Ve sanki biraz daha oturmuş bir karaktere sahip olduğunu düşünen birine ait (bak oturmuş bir karaktere sahip olduğunu düşünen diyorum, oturmuş olduğunu sanan bir karaktere sahip olabilir, dikkat!). Ama yukarı kısımda ne amaçla buranın kurulduğu yazıyor ve o amacın ışığında ilerleyen biri olacağına emin olmanı istiyorum. Buraya en az  haftada bir yazmayı planlıyor. Offf.. blog mu? Çok demode.. Youtube falan olsa iyiydi diyenler olabilir ama şuan için buna cesaret edebilen birisi.Bakalım bu cesaretinin bizlere ne faydası olacak?...

Düşünsene herkes gibisin, yaşadığın farklı bir hayat yok ama sen yaşadıklarından çıkardıklarını (sanki çok farklılar!) buraya yazmayı planlıyorsun. Bu adamın neler hissettiğini inan bilemiyorum, sanki kendi düşüncelerinin diğer herkesten farklı sanan bir dallamaya benziyor ama neyse ön yargılı olmayacağım, ne diyor onu okuyacağım. Değerlendirmelerini yapar ve infazımı öyle veririm.

Sanırım bahsetmek istediği şeylerin ana temalarını biliyorum. Varoluş, ölüm, sanat, din, psikoloji, insanlar yani kısacası siyaset ve uzay matematiği hariç her konudan dem vuracak.  Bilmediği ve üzerinde düşünmediği şeyler hakkında yorum yapmak istemediğini de biliyorum çünkü daha önceki bloğunda böyle şeyleri yaptığına bizzat şahit oldum ve kendini oldukça salak hissetmişti. Doğal olarak salak hissetmemek için bundan uzak duracaktır seni temin ediyorum.

Kullandığı sosyal mecralardan buraya bir şeyler yazdığını ve senin girip onun bu düşüncelerine şahit olmanı isteyecektir ve zaten buraya kadar okuduysan o şuan istediğine ulaşmış oldu. Ya merak etmeyip okumasaydın ne olacaktı? Kendi varlığına karşı bir yokluk mu hissedecekti? Hayır! Çünkü bu hissi daha önceden farklı dallarda yaşadı ve ona direnç geliştirdi, adam bu hisse bağışıklık sağladı. Eski bloğunda yazı yazıyor ve bir ay sonra istatistiklere bakıyordu. Ne mi görüyordu ‘’ 0 kişi okudu’’. Beste yapıyor ve Youtube kanalına yüklüyordu sonra ‘’10 görüntülenme’’  görüyordu. Emin ol 10 görüntülenmenin tek sahibi o oluyordu çünkü kaç kişi dinledi merakıyla sayfayı yenilemesiyle izleyici sayısını kendi kendine yükseltebildiğinin farkında değildi. En acısı bunu fark ettiği zamandı. Düşünsene dinlendiğini düşünüyorsun ama aslında seni dinleyen kişinin sadece sen olduğunu fark ediyorsun. Bu tiplere acımıyor değilim…

Her neyse ki adamımız bu yoldan çıkmış ve şunu diyor ‘’En azından yarın bir gün ölürsem illa ki birilerinin meraktan girip okuyacağı, dinleyeceği bir yer inşa edeyim’’. Ölse dahi bir varoluş peşinde olan bir tip, sanırım şu dünyaya kazık çakma kaygısını güden tayfadan birisi. Tamamdır kabul ediyorum kazık çaksın ama umarım çaktığı kazığın sana ve bana bir yararı dokunur. Böyle diyorum çünkü dünyaya kazık çakan çoğu insanın kazıkları bir fidan gibi büyüdü ve bizlerin dar ağacı oldu. Umarım bu adamın kazığına yarın asılacak birileri olmayız…

Benden bu kadar. Bu arada ben onun kişisel asistanı veya menajeri filan değilim. Kendisi üşendiği için bu ilk hoş geldin tebliğini bana yazdırmak istedi. Diğer yazıda bizzat kendisiyle görüşeceksiniz. Size son kez bir tavsiye vereceksem ki vereyim ‘’Bu adamın dediklerini sorgulayın ve onu gözünüzde yüceltip filozofa dönüştürmeyin, unutmayın ki o sizler gibi bir insan ve sizler gibi ölüp bir çukura gömülecek ve de emin olun ki bu kez eskisi kadar mütevaziler efendisi olmayacak’’
Hop! Ben kaçtım!.